Bu Blogda Ara

12 Ocak 2012 Perşembe

Kantaron Yağı Yapılışı ve Saç dökülmesi tedavisi

Kantaron Yağı Yapılışı: Özellikle yaz ortasında çiçekler en verimli dönemindedir, iyileştirici güç de çiçeklerdedir. Kurutulmuş kantaron çiçeklerini zeytinyağı dolu bir şişede bir hafta kadar bekletin, ağzı sıkı kapalı olsun ve buzdolabında saklayın, daha sonra süzün. Hava almamasına dikkat edin, işlem sırasında her gün eksildikçe yağ ekleyebilirsiniz.

Saç dökülmesi ve kepeğe karşı kantaron yağı
Banyodan bir s aat kadar önce saçlı derinize kantaron yağı ile parmak uçlarınızla friksiyon yapın, yağı saç derisine yedirin. Bir saat sonra hafif bir şampuanla, tercihen bebe şampuanıyla yıkayın. Banyodan sonra da saç diplerinize hazırladığınız şu doğal losyonu sürün ve bırakın saç diplerinizde kalsın, kuruduktan sonra sorun olmaz. Losyonun hazırlanışı şöyle,

- 1 tatlı kaşığı k. ısırgan yaprağı

- 1 tatlı kaşığı kuru sarı papatya

- 1 tatlı kaşığı sarı kantaron

Büyükçe bir kupa içerisine bu bitkilerin karışımını koyun ve üzerine kaynar su boca edin, 10 dakika demleyin, ılıdıktan sonra temiz bir tülbentle süzün, losyonunuz hazır. Saçlarınızda dökülme yanında kepeklenme de varsa bu losyona 1 / 4 oranında doğal organik elma sirkesi karıştırın ancak bu durumda losyonu banyo öncesi sürüp bir saat kadar beklettikten sonra yıkamanız gerekir çünkü elma sirkesi saçta pek hoş bir koku bırakmaz. Benim önerim haftanın bir günü yağ, bir günü losyon uygulamasını yapmanızdır.

KANTARON OTUNUN FAYDALARI.


KANTARON OTU
Kaynak : yorumla.net -
[ ]
Hypericum perforatum (L.) Tarla, yol ve orman kiyilarinda, tepelerde ve çayirlarda Temmuz'dan Eylül'e kadar çiçeklenen ve ülkemizde, sari
kantaron, kanotu, kiliçotu, mayasilotu ve yaraotu gibi yöresel adlara da sahip olan sifali bir bitkidir. Bitki 25-60 cm boyunda olup, çok dallidir ve saplari ayri oldugu halde bir semsiye biçimindeki çiçekleri 5 parçali, korolla altin sarisi renkli ve kenarlari siyah renkli guddeli tüyler ile çevrilidir . Erkek organlari çok adette ve 3 demet halinde bir araya toplanmistir. Yapraklar isiga karsi tutuldugunda, yag guddeleri, parlak noktaciklar halinde kolaylikla görülür. Bitkiye binbirdelik otu denmesi bu özellikten ileri gelmektedir. Yanilmamak için, tam olarak açmis bir çiçegi parmaklarinizin arasinda ezdiginizde, ondan kirmizi bir su aktigini göreceksiniz.
Faydalari ve Kullanim Alanlari
* Yaralarin iyilesme sürecini hizlandirabilir* Hafif ve orta siddetteki depresyonlarda rahatlatici ve sakinlestirici etkisi vardir.
* Korku, endise, kaygi, umutsuzluk ve çaresizlik duygularinin giderilmesinde yardimcidir.* Siyatik, eklem iltihabi (artrit) ve pre-menstural kramplar (Adet öncesi agri ve sikintilar) giderilmesinde faydalidir.
* Safra salgisini uygun yönde etkileyerek sindirim sistemini rahatlatabilir.* Kronik yorgunluk sendromunda, uykusuzluk, menopoz dönemindeki sikinti, stres ve gerginliklerin giderilmesinde etkili olabilir.
*Her derde deva oldugundan bahsedilir.özellikle mide agrilarina birebir geldigini bizzat gözlemlenmisdir.Ayrica zeytinyagina ufalanarak merhem haline getirildikten sonra açik yaralara sürüldügünde ,yaralarin çok çabuk iyilesmesini saglar.
Hastalar üzerindeki gözlemlerimize dayanarak ifade ediyoruz ki dogru Kantaron kullanimi ve düzenli içildigi takdirde kanser hücreleri üzerinde temizleyici bir etki görülmektedir.Uludag Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Ögretim
Görevlisi Dr. Oya Kaçar, kantaron otunun Avrupa'da son yillarda hafif
ve orta siddetli depresyonlarin, stres, uykusuzluk, anksiyete gibi günlük yasami olumsuz etkileyen rahatsizliklarin tedavisinde basariyla kullanildigini, atidepresan olarak kullanilan sentetik ilaçlarin kullaniminda karsilasilan uykusuzluk, kilo kaybi, seksüel bozukluklar gibi ciddi yan etkilere de rastlanmadigini belirtti.
Yan Etkiler ve Etkilesimleri:
Hamilelerde kullanilmasi yeterli klinik çalisma olmadigi için önerilmez.Bazi hastalarda sindirim bozukluklarina neden olmustur.Bazi kisilerde allerjik reaksiyonlara sebep olabilmektedir.Bu gibi hallerde kullanimi kesmek gerek.
KANTARON SUYUNUN HAZIRLANISI
Yaklasik 100 gram kantaron çicegi otunu
5 litre iyi suyu (çesme suyu olmayacak) kaynatin.
5 litre iyi su kaynamaya (fokurdamaya) baslayinca
100 gram kantoron çicegi otunu bu suyun içine atin.
Yaklasik 50 dakika yüksek ateste 1 saat normal ateşte kaynasın.

Yaklasik 12 saat kadar kendi kendine sogusun.Soguyunca süzme islemini
gerçeklestirip bunlari agzi açik cam kavanozlara (Plastik sise kullanmayin) doldurup buzdolabina koyun.sabah ögle aksam birer su bardagi aç karina içilecek.

Etkili olmasi için bu su içildekten sonra en az bir saat kadar hiçbir sey yenmeyecek .Bu suyu kullanma süresi en fazla 15 gündür.15 günü geçince hiçbir faydasini göremezsiniz Bu ot bütün kanser türlerine iyi geldigi gibi, kadin hastaliklari, böbrek, dalak, bagirsak ve bütün iç organlardaki hastaliklara da iyi
gelir.Tamir edici bir etkisi vardır..
SARI KANTARON (Hypericum perforatum); SARI KANTARON HAKKINDA DR.NİYAZİ ERÖZTÜRK'ÜN KİTAPLARINDA YAZAN BİLGİLER AŞAĞIDADIR. BU BİTKİNİN ÇOK KUVVETLİ VİRÜS ÖLDÜRÜCÜ ETKİSİ
OLDUĞU BELİRİLMEKTEDİR. (KİŞİSEL BİR DEĞERLENDİRME; VUCUDUN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ AÇISINDAN BAKILDIĞINDA, VİRÜS İLE KANSERLEŞMİŞ HÜCRE ARASINDA BİR FARK VARMI DIR ? İKİSİ DE ÖLDÜRÜLMESİ GEREKEN CANLIDIR ! BU NEDENLE, SARI KANTARON'UN KANSER HÜCRELERİNİ DE
ÖLDÜRMESİ BENCE KUVVETLE MUHTEMELDİR.)
SARI KANTARON (Hypericum perforatum)
İngl.Hardhay, Alm. Johanniskraut, Fr. Millepertuis Yöresel adları :Kanotu, kılıçotu, koyunkıran, mayasılotu, yaraotu. (Bitkinin literatürümüzdeki bilimsel adı Binbirdelikotu. Ama bu ad
halk arasında yerleşemediği için, burada sarı kantaron adı
kullanıldı.)
Drog adı :Hyperici herba / tüm bitki (kök hariç)
Tentür :Hypericum D3-D6
Kantaron yağı :Hyperici oleum
Toplama/kurutma :Sarı kantaron haziran sonuna doğru çiçeklenmeye başladığında, sapın toprağa yakın bölümünden kesilir ve demetler
halinde gölge ve havadar bir yere asılarak kurumaya bırakılır. İyice
kuruduktan sonra ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır.
Bileşim: Eterli uçucu yağ, flavonlar(Rutin, Querzitin, Hyperosid),
reçine, tanen ve Rhodan. Ama en önemli etken maddeleri, Hypericin ve
Pholabaphene.
Sarı kantaron preparatları: Befelka-öl(yağ), Hyperforat, Phytogran,
Psychatrin, Psychotonin, Cesradyston® 200(kapsül), Cesradyston ® 200
(damla) gibi, yüzlerce preparat yalnızca Batı Avrupa ülkelerindeki
eczanelerden temin edilebilir.
Etkileri: İltihap giderici, yara iyileştirici, yatıştırıcı, antidepressif, kramp çözücü, ağrı kesici, antiseptik.
Kullanım alanları: Yakın geçmişte Avusturyada yapılan bir bilimsel deneyde, kullanılan bir sarı kantaron preparatı, deneklerin %67'sinin hafif ve orta dereceli depresyondan kurtulmalarını sağlamıştır. Bu sonuç, daha önceleri yapılmış olan benzer deneyleri doğrular niteliktedir. Sarı kantaron yağına kırmızı rengini veren Hypericin adlı ana etken maddedir. Bu madde  Antidepressif ve çok güçlü antiviral etkilere sahiptir. Bu etki (virüslere karşı etki) öyle güçlüdür ki, geçtiğimiz yıllarda, AIDS'e karşı etkili olup lamayacağı konusunda geniş kapsamlı laboratuar araştırmaları yapmak gereği duyulmuştur. Doğrudan bitki kullanımı yoluyla pek çok virütik hastalığın tedavi edilebileceği ise kanıtlanmış bir gerçektir.
Sarı kantaron, sinirsel rahatsızlıklara karşı kullanılabilecek en değerli şifalı bitkilerden biridir. Bitki geleneksel olarak da zaten hep, korku, gerginlik, uykusuzluk ve depresyona karşı kullanılagelmiştir. Özellikle menopoz döneminde görülen bu tür rahatsızlıkların tedavisinde çok olumlu sonuçlar alınabilir. Uykuda idrar kaçırma da sarı kantaron çayı ile tedavi edilebiliyor, çünkü bu rahatsızlık genelde ruhsal nedenlerden kaynaklanır.
Hormon düzeyindeki değişikliklerin belirtilerini azaltan ve bedene yeni güçler kazandıran özellikleri sayesinde menopoz sıkıntılarına karşı sarı kantaron çayı mutlaka kullanılmalıdır.
Sarı kantaron ayrıca, karaciğeri ve safrakesesini güçlendirebilen önemli bir toniktir.
Dudak uçuğu(herpes), suçiçeği ve zona, nevralji, bel ve sırt ağrısı, kas ve eklem ağrıları da bitki çayı, tentürü ve preparatları ile tedavi edilebilir.
Kırmızı renkli kantaron yağı da hiçbir evde eksik olmaması gereken çok önemli bir ilaçtır. İyileştirme gücünü en az iki yıl korur ve Yalnızca açık yaralarda, yeni yaralarda, hematomlarda(deride mavi-mor lekeler), beze şişkinliklerinde ve pürüzlü yüzlerde bakım ve tedavi ilacı olmakla kalmayıp, sırt ve bel ağrıları, siyatik ve romatizmada da etkili bir friksiyon ilacı olarak kullanılabilir. Yanıklarda, haşlanmalarda ve güneş yanığında da kantaron yağı başarıyla kullanılabilir.
Karnı ağrıyan bebeklerin karıncıklarına kantaron yağı sürüldüğünde ağlamaları sona erer. Tüm lenf bezi şişkinliklerinde kantaron yağı ile yapılan hafif friksiyonlar büyük rahatlık sağlayabilir.
Bu yağ içten de kullanılabilir: Örneğin, safra salgılarını arttırmak, sinirsel kökenli mide rahatsızlıklarını yatıştırmak ve mide ülserini tedavi etmek gibi durumlarda, günde 2 kere yarım tatlı kaşığı kantaron yağı içilir.Kullanım biçimleri: Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine kadar ısıtılır, üstü kapalı olarak 5 dakika kadar
demlendirilir ve süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş kantaron çayı, aç karnına veya öğün aralarında, soğutulmadan içilir. Bu çay yara tedavisinde de dıştan, yıkama veya kompres biçiminde kullanılır.
Tentür: Çiçeklenme aşamasında toplanarak kurutulmuş ve ince kıyılmış bitki, geniş ağızlı bir cam şişeye veya kavanoza 1:5 oranında koyulur, çalkalanabilecek kadar mesafe kalana kadar, kanyak, votka veya 35-40 derecelik etil alkol-su karışımı eklenir ve kapak iyice kapatılır. İki hafta boyunca arada bir çalkalanarak bekletilir ve süre sonunda dört kat tülbentten geçirilerek süzülür. Tentür koyu renkli şişelerde saklanmalıdır.

Kantaron tentürünün (Hypericum) genelde D6 inceltisi çok etkilidir. Bu inceltinin hazırlanışı ile ilgili bilgiyi, kitabın şifalı bitkiler bölümünün başlangıcındaki Tentür Bölümünden alabilirsiniz. Eğer Hypericum D6 tentürünü örneğin Almanyadaki bir eczaneden temin edebilirseniz çok daha iyi olur. Homöopathik ilaçlar genellikle kent merkezlerindeki büyük eczanelerden satın alınabilir.
KANTARON YAĞI : Güneşli havada toplanan genç çiçekler hafifçe ezilerek şeffaf bir cam şişenin veya kavanozun boğazına yakın bölümüne kadar doldurulur, üstüne sızma zeytinyağı eklenir ve mayalanma süreci tamamlanana kadar(3-4 gün) kapağı açık olarak güneşte bekletilir. Sonra kapağı kapatılır ve arada bir çalkalanarak 3-5 hafta güneşte bekletilir. Çok güzel bir kırmızı renk kazanan yağ iki kat tülbentten geçirilerek süzülür, çiçek posaları da sıkılır ve kantaron yağı koyu renkli şişelerde, çok sıcak olmayan ortamda saklanır. 2-3 yıl boyunca kullanılabilir.
Uyarı: Uzun süreli kantaron çayı kullanımı, güneş ışığına veya solaryuma karşı duyarlılık oluşturur. Çay içimine son verildiğinde bu duyarlılık sona erer. Bilinen başkaca bir yan etkisi yoktur.1 Kullanıcı kişinin görüşleri;
Kanserle yaklaşık 3 yıl önce tanıştık. Eşim göğsünde bir sertlik olduğunu söyledi. Hemen doktora gittik. Pataloji sonucu; kanser olduğunu öğrendik.

Hemen ameliyatla göğsü alındı. Bir ay kadar sonra kemoterapiye başladık. 6 kür boyunca eşim öldü öldü dirildi. Mide bulantısı ve kusma ile geçti bu 6 kür. Yatak döşek yattı. Hiç alışık olmadığımız bir şeydi. Çoluk çocuk perişan olduk eşimin bu haline. Ama eşim daha çok perişan oldu. Çünkü bütün sıkıntıyı çeken kendisiydi.

Radyoterapiye gerek görmediler. Kemoterapi bitince ayda bir kontrollere başladık. Her şey gayet iyi gidiyordu, ta ki, eşim bir sabah sırtında ağrılarla uyanana kadar.

Önce soğuk algınlığı zannettik. Fakat MR çekilince eşimin kemiklerine yayıldığını öğrendik. Boynu, sırt kürek kemiği, belinde iki kemik, kalça kemiği ve ayak dirsek kemiğinde tutulum yani kanser vardı. Önce radyoterapi uygulandı. 6 kemiğe birden radyoterapi verilemezdi. Bu yüzden en fazla tutulum olan iki kemiğe radyoterapi verildi. Radyoterapi bitince bir hafta aradan sonra kemoterapiler başladı. 4. kürde eşimin karnında bir tümör oluştu. Doktorumuz kemoterapiye devam etti. 6. kür bittiğinde eşimin karnındaki tümör 25 cm olmuştu.

Hemen radyoterapiye sevk edildik. Burada uygulanan radyoterapiden sonra eşim dinlenmeye çekildi. Bu arada çekilen MR sonucuna göre kemoterapi hiçbir fayda vermemişti. Aksine tutulum (kanser) kemik
iliğine sıçramıştı.

Bu noktada artık radyoterapi ve kemoterapiye güvenimiz kalmadı. Doktorumuz da çaresizlik içerisinde ilaçların ve tedavilerin fayda etmediğini söyledi.

Artık alternatif tıp tedavisine yönelmenin zamanı gelmişti. Yapacak başka bişi kalmamıştı. Klasik tedavi fayda vermiyordu.

İşte tam bu sırada, değerli dostum Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdoğan İnal, kantaron otundan bahsetti. Dediğine göre, kayınpederi mesane kanseri imiş ve 7 kere
ameliyat geçirmiş. Mesanesin alınmasına karar verildiği bir sırada kantaron otunun kansere iyi geldiğini öğrenmiş ve zaten kaybedecek bir şey yok deyip kayınpederine uygulamış. 3,5 ay sonra alınan
neticelerde, kanserden eser kalmadığını görmüş. Benimde eşime kantaron tedavisi uygulamamı önerdi.

Zaten bizimde yapacak bir şeyimiz kalmamıştı. Hemen kantaron suyu tedavisine başladık. Ozon tedavisi ile birlikte kantaron tedavisini de yürüttük. Yaklaşık 2 ay sonra yapılan patalojik inceleme de eşimin
karnındaki kitlede kanser tümörünün kalmadığı şeklinde bir rapor aldık.
Kanserden korkmayın. Tedavisi var. Yeter ki doğru tedaviyi uygulayın.

Güneş Kreminizi Kendiniz Yapabilirsiniz!

20 gram zeytinyağı, 10 gram havuç yağı, 10 gram kakao yağı, 10 gram susam yağı, 10 gram badem yağı, 10 gram ceviz yağı, 10 gram kayısı yağı, 10 gram keten tohumu yağı, 20 gram fındık yağı.
Bu malzemeler karıştırılır. Güneşe çıkmadan 20 dakika önce temiz cilde uygulanır. Eğer doğal güneş kreminizi yazın uygulayacaksanız iki saatte bir yenileyin.

Bitkisel yağların faydaları

Adaçayı Yağı: Salvia triloba türünün çiçekli ve yapraklı kısımlarından su buharı distilasyonu yöntemi ile elde edilir.Karakteristik kokuya sahiptir. Yatıştırıcı ve tonik etkileri vardır. Sirkülasyonun yavaş olduğu durumlarda aşırı yorgunlukta ve ciltteki problemlerde kullanılır.

Ardıç Yağı: Juniperus oxycedrus türünün esansiyel yağı su buharı damıtma yöntemi ile elde edilir. Tatlı, ferah, odunsu-balsamik karakterde kokuya sahiptir.Antiseptiktir.Isıtıcı ve sıkılaştırıcı özellikleri vardır. Aromaterapide; kramplarda, sirkülasyonun yavaşladığı durumlarda ve selülitte kullanılır. Ayrıca yağlı ciltler ve aknede tonic etkisinden dolayı tercih edilir.

Ayçiçeği Yağı: Helianthus annuus türünün olgun meyvalarından soğuk sıkma yolu ile elde edilir. Vitamin E bakımından oldukça zengindir. Cilde kolayca nüfuz eder, nemlilik ve yumuşaklık kazandırır.

Bergamut Yağı: Citrus aurantium var. bergamia türünün meyve kabuklarından ekstraksiyon yöntemi ile elde edilir. Ferah, tatlı-meyve ve balsamik karakterde kokulara sahiptir. Sıkılaştırıcı, canlandırıcı ve antiseptik özelliktedir. Aromaterapide; depresyon, yorgunluk, stres gibi durumlar ile akne ve yağlı ciltlerin tedavisinde kullanılır.

Biberiye Yağı: Rosmarinus officinalis türünün çiçekli dallarından su buharı damıtma yöntemi ile elde edilir. Ferah, bahar, odunsu ve nane karakterlerinde kokulara sahiptir. Antiseptik, canlandırıcı ve dinçleştirici etkileri vardır. Aromaterapi; baş ağrılarında, nefes alma problemlerinde ve zayıf sirkülasyonda veya kepekte kullanılır. Isıtıcı etkisinden dolayı vücuda masaj yolu ile uygulanarak ağrılı kasların tedavisinde de kullanılır.

Buğday Tohumu Yağı: Triticum vulgare türünün olgun tohumlarından soğuk sıkma yöntemi ile elde edilir. Yağ asitleri, fosfolipitler, sterol, ą ve β- tocopherol ile provitamin A içermektedir.Doğal E vitamini kaynağıdır. Antioksidan etkisi nedeniyle yaşlanma etkilerini azaltır. Ayrıca kan dolaşımını hızlandırıcı etkisi nedeniyle cildin yenilenmesi ve canlanmasında etkilidir.

Ceviz Yağı: Juglans regia türünün meyvesinin iç kısmının önce soğukta sonra sıcakta sıkılması ile elde edilir.
C vitamini ve antioksidan olarak bilinen flavonoidler içerir. Cildi besler, emilimi kolaydır.
Civanperçemi Ekstresi: Achilea millefolium türünün kurutulmuş çiçekli ve yapraklı kısımlarından elde edilir. Antiseptik özelliğine sahiptir. Tonic ve yatıştırıcı etkileri vardır. Saçlarda sağlıklı bir görünüm için kullanılır.

Çörekotu Yağı: Nigella sativa türünün olgun tohumlarından sıkılarak elde edilir. Kırmızımtırak kestane renklidir. Saç dökülmesi ve kepeğe karşı etkilidir.

Defne Yaprak Yağı: Laurus nobilis türünün yapraklarından elde edilir. Aromaterapide; rahatlatıcı, ısıtıcı ve antiseptik olarak kullanılır.

Fesleğen Yağı: Ocimum basilicum türünün yapraklı ve çiçekli dallarından ekstraksiyon yöntemi ile elde edilir. Tatlı ve baharatlı kokuya sahiptir. Tonik etkisi vardır. Cildi canlandırıcı ve sıkılaştırıcı olarak kullanılmaktadır.

Fındık Yağı: Corylus maxima türünün olgun tohumlarından soğuk sıkma yolu ile elde edilir. Protein bakımından zengindir. E, A, C ve B vitaminleri içerir. Cilde kolayca nüfuz eder, emilimi kolaydır.

Hint Yağı: Ricinus communis türünün olgun ve kurutulmuş tohumlarından soğukta sıkma yolu ile elde edilir. Renksiz ve soluk sarı renkli, kıvamlı hafif kokulu bir yağdır. Cilt hastalıklarının iyileşmesine yardımcı olur. Saç dökülmesi ve bakımında etkilidir.

Isırgan Ekstresi: Bazı Urtica türlerinin kurutulmuş veya taze yapraklarından elde edilir. Antiseptik ve tonik etkilidir. Özellikle yağlı ve kepekli saçların bakımında kullanılır.

Ihlamur Ekstresi: Değişik Tilia türlerinin kurutulmuş çiçeklerinden elde edilir. Antimikrobiyel ve yatıştırıcı etkileri mevcuttur.

Karanfil Yağı: Eugenia caryophyllata türünün çiçek tomurcuklarından su buharı damıtma yöntemi ile elde edilir. Yağının sıcak ve keskin kokulu buharı vardır. Uyarıcı, ısıtıcı, canlandırıcı ve afrodizyak etkileri mevcuttur.

Kayısı Çekirdeği Yağı: Prunus armeniaca türünün çekirdeklerinden soğuk sıkma yöntemi ile elde edilir. A Vitamini bakımından zengindir. Özellikle cilt bakımında ve göz çevresi kırışıklıklarında kullanılır. Ciltte yumuşak ve pürüzsüz bir etki bırakır.

Kantaron Yağı  : Cilt lekelerini giderir. Hemoroite faydalıdır. Hazmı kolaylaştırır ve iştahı açar. Ülser ve gastritte iyileşmeyi hızlandırır. Yara ve yanıkları iz bırakmadan iyileştirir. Dahilen iç ve dış varislerin tedavisinde etkilidir. Antiseptik özelliğiyle yarada mikrop üremesini engeller. Damar büzücü etkisiyle kanamayı kısa sürede durdurur. Bağırsak spazmını çözer, bağırsak solucanlarını düşürür. Dahilen kullanımda kan şekerinin düşürülmesine yardımcı olur. Hücre yenileyici özelliğiyle yaranın çabuk kapanmasını sağlar. Kantaron yağı bebeklerin pişiklerinde etkilidir. Yaz-kış ayaklarını ısıtamayanlar kantaron yağından yararlanmalı. Mide ağrılarında ve mide ülserinin tedavisinde de dahilen kullanılır. İltihap önleyici özelliğiyle yarada herhangi bir iltihap oluşmasına engel olur. Pürüzsüz bir cilde sahip olabilmek için, cilt bakım yağı olarak yararlanabilirsiniz. Yine bebeklerin karın ağrılarında kantaron yağı kullanıldığında ağlamaları sona erer. Hematomlarda (derideki mavi-mor lekeler), beze şişkinliklerinde ilgili bölgeye sürülüp masaj yapılır. Ağlayan bebeğin karnına kantaron yağıyla, sağ avuç içi kullanılarak hafif hareketlerle masaj yapılır.turkeyarena.net Aynı zamanda sürüldüğü sürece yaranın sebep olduğu ağrı ve sızıları yok eder, büyük bir rahatlama sağlar. Sırt ağrıları, lumbago, siyatik ve romatizmada masaj yağı olarak kullanılmaktadır. Yalnız bu rahatsızlıklarda 1/10 oranında ardıç veya kekik yağı (yada her ikisi de) eklenerek kullanılır. Ağrıyan bölgeye bu yağla masaj yapılır. Kısa sürede ağrılarınızın hafiflediğini göreceksiniz. Değişik bitki kürlerinin yanı sıra, bu masajla hastalığınızı tamamen tedavi etme şansına sahipsiniz.
Kantaron Yağı Nasıl Kullanılır? Günde 2 defa bir çay bardağı suya veya şekere 4-5 damla damlatılarak alınır. Hemoroite dıştan sürülür.
Uyarı: Dahilen kullanımlarda günde bir tatlı kaşığından fazla içilmesi uygun değildir.

Kakao yağı : Uyarıcı etkisi ile yorgunluğu giderir ve vücuda dinçlik verir. Kalbi kuvvetlendirir. İştah açıcıdır. Hazmı kolaylaştırır ve idrar söktürür. Bağırsak ve idrar yolu spazmlarını çözer. Böbrek hastalıklarında faydalıdır; Böbrek iltihaplarını gidermeye yardımcı olur. Hamilelikte karına ve göğüslere sürüldüğünde o bölgelerin çatlamasını engeller. Derinin çatlamaması için her gün deriye Kakao yağı ile masaj yapmak gerekir. Güneşin zararlı etkilerini azaltan güneş yağı etkisi ile cilt koruyucu olarak faydalıdır. Ayrıca, göğüs ucundaki çatlak ve yaraları yumuşatmakta ve basur şikâyetlerini azaltmakta etkilidir.

Kekik Yağı: Bazı Origanum türlerinin çiçekli dallarından su buharı damıtma yöntemi ile elde edilen uçucu yağdır. Bu türler pembe veya beyaz çiçekli, küçük yapraklı ve kuvvetli kokuludur. Antiseptik ve kan dolaşımını hızlandırıcı etkileri vardır.

Lavanta Yağı: Levandula angustifolia türünün kurutulmuş çiçeklerinden su buharı distilasyonu yöntemi ile elde edilir. Rahatlatıcı ve yatıştırıcı etkileri vardır.Güçlü antiseptiktir.Cildi sakinleştirir, canlandırır ve dinçleştirir. Aromaterapide; stres, yorgunluk ve depresyon gibi durumlarda, cilt problemlerinde ve ağrılarda kullanılır.

Limon Yağı:Citrus limonum türünün kabuklarından ekstrakte edilerek veya sıkılarak elde edilir.Limonsu ve ferah kokusu vardır. C vitamini bakımından zengindir. Antiseptik, dinçleştirici, deodorizan ve uyarıcı etkileri vardır. Aromaterapide; bedensel ve zihinsel yorgunlukları gidermede, problemli ciltlerde ve ağrılı durumlarda kullanılmaktadır.

Melisa Yağı: Melissa officinalis türünün yapraklarından elde edilir. Cildi besleyici ve temizleyici özellikleri vardır. Serinletici, rahatlatıcı ve getirici olarak da kullanılabilir.

Mersin Yağı: Myrtus communis türünün yaş yapraklarından su buharı damıtma yöntemi ile elde edilir. Ferah ve meyve kokuludur. Tonik etkisi vardır. Uyarıcı olarak yada bedensel yorgunluğu gidermede kullanılır.

Nane Yağı: Mentha piperita türünün çiçekli ve yapraklı dallarından su buharı damıtma yöntemi ile elde edilir. Karakteristik ve keskin kokuludur. Yatıştırıcı, canlandırıcı ve serinletici etkileri vardır. Aromaterapide; baş ağrısı, zihinsel yorgunluk ve kas ağrılarında kullanılmaktadır.

Okaliptüs Yağı: Eucalyptus türlerinin taze yapraklarından su buharı damıtma yöntemi ile elde edilir. Uyarıcı kokusu vardır. Ciltte serinletici etki bırakır. Aromaterapide; ateş, nezle, soğuk algınlığı gibi durumlarda tercih edilir. Kas ağrı ve sızınlarında, burkulmalarda yatıştırıcı olarak kullanılır.

Paçuli Yağı: Pogostemon cablin ağacının kuru yapraklarından ekstraksiyon yöntemi ile elde edilir. Odunsu, topraksi ve tatlı kokusu vardır. Az miktarda kullanıldığında bile uyarıcı etki gösterir. Antiseptiktir.Aromaterapide; yorgunluk, gerginlik, stres, yanık, kepek, akne, egzama gibi durumlarda ve yağlı ciltler veya saçlı deride kullanılabilir.

Papatya Ekstresi: Matricaria chamomilla türünün gölgede kurutulmuş çiçek durumlarından elde edilir. Ciltte yatıştırıcı ve yumuşaklık verici etkisi vardır. Cilt bakımında akne, alerji, yanık, egzama, yaralar, baş ağrısı ve stres gibi durumlarda kullanılır. Toksisitesi oldukça düşük olduğundan çocuklarda da kullanılabilir.

Sandal Ağacı Yağı: Santalum album ağacının köklerinden ve gövdesinden ekstraksiyon yöntemi ile elde edilir. Meyvemsi- tatlı ve odunsu karakterde kokuya sahiptir. Antiseptik, rahatlatıcı ve yatıştırıcı etkileri vardır. Afrodizyaktır. Aromaterapide; uykusuzluk, stres, gerginlik, depresyon gibi durumlarda, çatlamış ve yıpranmış ciltlerde kullanılır.

Sardunya Yağı: Pelargonium graveolens türünün taze meyvelerinden ve yapraklarından ekstraksiyon yöntemi ile elde edilir. Güle benzer tatlı, limon ve nane kokusundadır. Tonik olarak kullanılabilir. Sinir sistemi üzerinde sakinleştirici etkileri vardır. Hafif antiseptiktir, cilde yumuşaklık verir.Dinlendirir. Rahatlamanızı ve kolay uyumanızı sağlar. Kesiklerde, burkulma, egzama ve akne de kullanılabilir.

2 Ocak 2012 Pazartesi

Hamileler İçin Sağlıklı Besinler


Hamilelikte ve doğum sonrasında annelerin beslenmelerine dikkat etmeleri çok önemlidir. Vücut için gerekli olan besin öğelerini içeren, dengeli, sağlıklı ve en önemlisi doğal besin kaynaklarına ağırlık verilmiş bir diyet, annelerin ve dolayısıyla bebeklerin sağlığı için önem taşır.

İyi ve doğru beslenme annenin vücudunu korur ve kilo kontrolünü sağlar. Bebek için de daha fazla ve kaliteli süt üretimine yardımcı olur. Bu nedenle özellikle yenmesi gereken yiyeceklerden bir kaçı şunlar:

Süt
Sadece bir bardak süt ya da süt içeren besinler, günlük kalsiyum ihtiyacınızın üçte birini karşılamaktadır. Kuvvetli dişler ve kemiklere sahip olmak için kalsiyum açısından zengin bir diyet önemlidir. Alınan kalsiyum sayesinde, hipertansiyon, kalın bağırsak ve göğüs kanseri gibi hastalıklara yakalanma riski azalır. Süt ayrıca; B12, B2, D, E ve A gibi vitaminler açısından oldukça zengin bir besin kaynağıdır. Dolayısıyla, anne karnındaki bebeklerin sinir ve sindirim sisteminin düzenlenmesini, bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağladığı gibi, göz ve diş sağlığı için de büyük önem taşımaktadır. Ayrıca saç ve tırnak oluşumunda da yer alır, hücreleri onarır.

Muz
Lifler, C ve B6 vitamini açısından iyi bir besin kaynağıdır. Ayrıca potasyum deposudur ve bu da vücuttaki kan basıncını düzenleyen önemli bir mineraldir. Birçok hastalığın tedavisinde faydalı olduğu gibi özellikle de, ateş, sindirim bozuklukları, kas krampları ve kas gevşekliği gibi durumlarda tavsiye edilir. Bunun yanında muz, alerji tedavisinde de kullanılır. İçindeki potasyum, sodyum ile birlikte çalışarak özellikle hamilelik döneminde önem kazanan hücre ve kas gelişimini sağlar, vücudun su dengesini ayarlar ve kalp atışlarının normale dönmesini sağlar. Ayrıca beynin normal fonksiyonlarını gerçekleştirmesine yardımcı olur. Kırmızı kan hücrelerinin oluşmasını destekler. Bunun yanında vücut sıvıları arasındaki kimyasal dengenin sürekliliğini sağlar. Enerji üretimine yardımcı olur ve strese karşı dayanıklılık sağlar. Doğum sonrası kilo vermek isteyen anneler mısır gevreği, süt ve muzu karıştırarak yiyebilirler.

Portakal Suyu
Sabah kahvaltısını mutlaka taze sıkılmış 1 bardak portakal suyu ile tamamlayın. İçeriğinde bulunan A vitamini cildi güçlendirerek nemlendirip besliyor ve elastikiyetini artırıyor. Portakal suyu aynı zamanda potasyum ve folik asit içeriyor. Folik asit doğumda oluşabilecek kusurları ve kalın bağırsak kanserini önlemeye yardımcı olur. C vitamini deposu olduğundan, bir bardak portakal suyu ile günlük C vitamini ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. C vitamini ise, bozulan hücreleri onarıp cildin savunma mekanizmasını güçlendirerek olumsuz dış etkenlerden koruyor.

Elma
Elma, zengin vitamin ve mineral kaynağı olup bağışıklık sistemini güçlendirir. İçeriğindeki C vitamini ile cildi zararlı dış etkenlerden korur. A vitamini ile ciltteki nem kaybının azalmasına dolayısıyla kırışıklıkların giderilmesine yol açar. Özellikle kirli hava ve kapalı ortamlara maruz kaldığımız kış günlerinde günde bir elma tüketmek oldukça faydalı. Hazmı kolaylaştırıp dişleri temizliyor. Hamilelik döneminde yaşanan kabızlık problemini giderir. Yemekten önce yenen bir elma, bağırsakta bakterilerin çoğalıp azalmasını ayarlamada rol oynar ve bu sayede kabızlığı önler. Hamilelik sonrasında ise zayıflamak için mükemmel bir meyvedir. Çünkü, elmada sadece 50 kalori bulunuyor ve içinde bulunan petkinden dolayı doyurucudur. Düşük kalorili olduğu için şişmanlığı önler, kan şekeri düzeyini ve yüksek tansiyonu olumlu bir şekilde etkiler. Demir, C vitamini ile birleştiğinde vücut tarafından mümkün olduğunca iyi şekilde alınır. Elmada her ikisi de vardır.

Salata
Marul, domates, havuç, maydanoz ve salatalıktan oluşmuş lezzetli bir salata hem hamilelik döneminde hem de hamilelik sonrasında iyi bir besin kaynağı. Hergün yenen bu karışım; sizi kalp, kanser ve şeker hastalığı riskinden korur. Marul; sinirleri yatıştırır, uykusuzluğu giderir, kabızlığı önler ve hazmı kolaylaştırır. Ayrıca kandaki şeker miktarını düşürür ve kanı temizler. Bu hem bebek hem de anne için faydalıdır. Sütten bile daha fazla kalsiyum içeren bu sebze, kemikleri güçlendirmesi açısından bir numaradır. Havuç; mide ve bağırsak kanamalarını önler, kansızlığı giderir, anne sütünü arttırır, yüz ve boyun kırışıklıklarını giderir, idrar ve bağırsak gazlarını söktürür, ülserdeki şikayetleri giderir. Havuç tüketimi arttıkça kanser riskinin azaldığını ortaya koymuştur. Bunun temel sebebi betakaroten, C ve E vitaminleri gibi antioksidanlar açısından zengin oluşudur. Domates; kanserden koruyucu ve yaşlanmayı zihinsel ve bedensel olarak yavaşlatıcı bir sebzedir. Domates zengin bir potasyum kaynağıdır ve çok az miktarda tuz bulunur. Yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olur ve vücudun su tutmasını engeller. Salatalık; kabızlığı önler, böbrek ve kalp hastalıklarında vücutta biriken suyun atılmasına yardımcıdır. Kükürt içeriyor ve bu madde vücudun enfeksiyonlara karşı dayanıklılığını artırdığı gibi, kolestrolü de düşürüyor. Maydanoz; bir demir deposudur. Demir ise hamilelik öncesi ve sonrası vücut için en gerekli maddedir. A ve C vitamini ile kükürt, fosfos ve mangan elementleri deposu olan maydanoz sindirimi kolaylaştırıyor, böbrek taşlarını düşürüyor, görme gücünü ve anne sütünü artırıyor. Genellikle taze yenmesi önerilir. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar. Vücuttaki zehirli maddeleri dışarı atar. Salata hamilelik döneminde iyice yıkanmış olarak tüketilmelidir.

Patates
Kızarmış yenmediği taktirde kilo aldırmaz. Sindirimi kolaylaştırır ve kabızlığı önler. Özellikle hamilelik döneminde yorgunluğa karşı birebirdir. Vücuda enerji veren madde olan karbonhidrat içeren patates, C ve E vitaminleri ve beta karotin açısından en zenginidir. Patatesin besin değerinin büyük kısmı kabuğunda olduğundan soymak yerine özel bıçağı ile kazımak daha iyidir. Kabukları soyularak pişirilen patates C vitaminin yüzde 25’ini kaybeder. Bu nedenle patatesi fırında kabuğuyla veya buharda ya da az suda pişirmek gerekir.

Kereviz
Kerevizde B vitamini, demir ve kireç vardır. Kereviz giderir. Kan ve süt yaptığı için doğum sonrasında faydalıdır. Karaciğeri temizler. Şeker, yüksek tansiyon ve romatizmada da faydalıdır. Uzmanlar, kerevizin, iç salgı bezlerini ve özellikle vücutta çok çeşitli vazifesi olan böbrek üstü bezlerini çalıştırdığını, unutkanlığı ve sinir yorgunluğunu da önlediğini ifade ediyor. Ayrıca, kanı temizliyor ve sivilcelerin geçmesine, yüzün pembe bir hal almasına yarıyor. Sarılığı gideriyor, böbrekleri çalıştırıyor, fazla suyu dışarı atıyor ve zayıflatıyor.

Lahana
Kansere karşı etkili olduğu bilinen sebzelerin başında gelir. Özellikle meme ve rahim kanserine karşı etkilidir. Bol miktarda B, C, E vitamini, potasyum içerir ve kalorisi düşüktür. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Kandaki şeker miktarını düşürür. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. Astıma faydalıdır.

Karnabahar
Fosfat ve potasyum ihtiva eden ve içeriğinde kadınları göğüs kanserine karşı koruyan ‘indol-3 karbonal’ bulunan karnabahar, lahanadaki besin değerinin çoğuna sahiptir. Zihin yorgunluğunu giderir. Afrodizyak özelliği vardır. Sinirleri kuvvetlendirir. İdrar söktürür ve dalak hastalıklarına iyi gelir.

Brokoli
Brokolide havuçtakinden daha fazla beta karoten bulunuyor ve bu nedenle suyu içilebilecek en iyi besinlerden biridir. Beta karoten, güçlü bir kanser savaşçısıdır ve özellikle yemek borusu, mide, bağırsak kanserleri tehlikesini azaltır. Yüksek miktarda kalsiyum, kükürt, potasyum ve selenyum maddeleri içerir. Doğum sonrasında mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli vitamin deposudur ve havuç veya elma suyu ile karıştırılarak içilmesi de ayrıca faydalıdır.

Fasulye
Taze fasulye, düşük kalorili bir sebze olduğundan rahatlıkla tüketilebilir. Vücudun çalışmasını, gelişmesini ve tamirini sağladığından hamilelik döneminde ve hamilelik sonrasında mutlaka tüketilmelidir. Lif açısından zengin olduğundan bağırsakları çalıştırır. Hamilelik döneminde kabızlığa iyi gelir. Ayrıca taze fasulye; pankreas, böbrekler, karaciğer ve kalbi kuvvetlendirir. Kolesterol seviyesinin düşmesine de yardımcı olur.

Somon Balığı
Bu balık çeşidi omega-3 yağ asitleri açısından zengindir. Somon tüketmek kötü kolesterol seviyesini düşürür ve kalp hastalıkları riskini azaltır. Hamilelikte tüketilen somondaki yağ asitleri, bebeğin beyin ve sinir sistemi gelişimini destekler. Hem akıl hem de beden sağlığını koruyan ve fazla kilo aldırmayan somon balığı besin kalitesi yüksek bir yiyecek.Yapılan bir araştırma hamileliklerinde balık yağı açısından zengin bir diyet uygulayan kadınların çocuklarının daha zeki, daha çevik olduklarını ortaya koymuştur. Ayrıca, içinde sağlık için önemli olan omega-3 yağı bulunmasına karşın, balıklar genel olarak daha az yağlıdır, kilo aldırmazlar.

Yağsız Kırmızı Et
Doğum yapmış kadınlarda, vücutlarındaki demir seviyesi düşüktür ve kırmızı et mükkemmel bir demir kaynağıdır. Vücut tarafından iyi emilir. Haftada 3-4 kez yağsız et yemek hamileler için de gereklidir. Ancak hamilelik döneminde yenen etler iyi pişmiş olmalıdır. Genelde sulu yemeklerin içinde ya da köfte olarak veya küçük parçalar şeklinde doğranıp iyi pişirilmiş tüketmek daha iyidir.

Yumurta
Yumurta birçok değişik şekilde tüketilebilir. Sadece hamilelik döneminde iyi pişmiş olarak yenmesi önemlidir. Annelerin zayıf kaslarını yeniden kuvvetlendirecek olan gerekli proteini içerir. Ayrıca, yumurtalar vücudun kalsiyumu emmesine yardımcı olan D vitaminini de bulundurmaktadır. Uzmanlara göre, kahvaltıda yumurta tüketmek vücut yağlarının yakılmasında da önemli rol oynuyor.

Kaynak : http://www.evybaby.com/03hamilelik/hamilelik_content.asp?id=69