Gençlik hapı bulundu!
İngiliz bilim adamları pahalı anti-aging kremlerin benzeri işlev gören bir gençlik hapı üretti.
İlacın üreticileri bu ürünün göz etrafında görülen kaz ayağı kırışıklıklarını 1/3 oranında azaltacağına inanıyor.Hap, cildin en derin katmanlarına etki ediyor. İlaç 480 kadın üzerinde test edildi. 2 haftalık periyod süresince göz etrafındaki kırışıklıkların %30 oranında azaldığı gözlemlendi. Gençlik hapının günde 3 kez alınması gerekiyor. İçeriğinde besin maddeleri, C ve E vitamini, izoflavonlar, likopen ve omega-3 bulunuyor. Bilim adamlarına göre, bu içerik maddeleri yaşlanmayla ilgili olan genetik faktörleri etkiliyor.
İlacı bulanlardan biri olan Dr. John Casey, bu hapın östrojen ve kolajen üreten genleri harekete geçirdiğini iddia ediyor. Bu ilaç tıp tarihinde gerçekten nefes kesici bir buluş olabilir. Kadınların güzelliğini korumaya yardımcı olacak yeni bir yöntem pek çok kişiyi bıçak altına yatırmaktan kurtaracağı öngörülüyor.
Kaynak : Milliyet (10:18 | 31 Ekim 2011)
Flavonoidler (İzoflavonlar): Tüm narenciyelerde, üzüm çekirdeğinde, kırmızı şarapta, yeşil çayda, elmada, soya fasulyesinde ve soğanda bulunan övmekle bitiremediğimiz en önemli madde flavonoid’dir. Şu an bilinen 4000 çeşit flavonoid var. Bunlar vücut direncini artırır, hastalıklardan korunmamızı ve onlarla baş etmemizi sağlarlar. Vücudumuzdaki iltihaplanmayı önleyen, alerjileri azaltan, kan damarlarını güçlendiren muhteşem antioksidanlardır. Ateşli hastalıklarda ve menapozdaki ateş basmalarında çok rahatlatırlar.
Nelerde Likopen bulunur?
İnsan vucudu likopen üretemez fakat besinlerde hazır olarak bulunur. Tropikal meyvelerde, karpuzda, kırmızı greyfurtta bulunur. Ancak likopenin %85’i domates ve domates ürünlerinde bulunur. Sırasıyla domates salçası, ketçap, domates suyu likopence zengindirler. Araştırmalar göstermiştirki kan sistemimiz likopeni en iyi şekilde işlenmiş domatesten (salça, ketçap v.b.) absorve etmektedir.
· Likopence Zengin Olan Sebze ve Meyveler
Ürün
|
Likopen (mg /100 g)
|
Domates Salçası
|
85
|
Domates Ketçabı
|
15.9
|
Domates suyu
|
9.5
|
Domates sosu
|
14.1
|
Karpuz
|
4.0
|
Pembe Grayfurt
|
4.0
|
Taze domates
|
3.0
|
· *Likopen oranı iklim şartları, toprak yapısı ve domates çeşidine göre değişiklik göstermektedir.
Likopen Nedir?
Likopen Nedir? Karotenoid ailesinin bir üyesi olan likopen güçlü bir antioksidandır. Likopen domates karpuz, pempe greyfurt gibi besinlerde yer alıyor. Domates en güçlü antioksidan karotenoitlerden biri olan likopen`in başlıca kaynaklarındandır.
Likopen insan vücudunda üretilmediği için besinlerle veya takviye olarak almak gerekir.
Likopenin Faydaları Nelerdir?
• Beta karotenle aynı grupta yer alan bir biyoflavonoid olan likopen, bütün karotenler arasında antioksidan kapasitesi en yüksek olanıdır.
• Yapılan araştırmalar yüksek likopen alımının kardiovasküler sağlığa olan olumlu etkilerini göstermektedir.
• Journal of Nutrition adlı dergide yayınlanan bir araştırma sonucuna göre likopen bakımından zengin domates ürünlerinin yüksek oranda tüketilmesi kadınlarda kalp ve damar sağlığını koruyucu etki göstermektedir.
• Likopenin kolesterol yapımında görev alan bazı enzimleri engelleyerek, kan kolesterol değerlerinin azalmasına yardımcı olduğu belirtilmektedir.
• Toronto Üniversitesince yapılan bir araştırmaya göre, likopen LDL kolesterolün oksidasyonunu baskılayarak aterosikleroz ve koroner kalp hastalığı riskini azaltmaktadır.
• Yine likopen oksitlenmiş lipoproteinlerin damar duvarındaki olumsuz etkilerinin önlenmesinde rol oynar.
• İngiltere’deki Newcastle Üniversitesi bilimadamlarınca hayvanlar üzerinde yapılan araştırmaya göre , likopen akciğerdeki iltihaplanmayı onarabilmekte ve astım riskini azaltabilmektedir.
• Likopen antioksidan etkisiyle kansere karşı koruma sağlar. Likopen hücre içinde hasara yol açan tekli oksijenin oluşmasını önleyerek veya oluştuktan sonra bağlayarak etkinlik gösteriyor ve organizma içinde karsinojen oluşumunu baskılıyor.
• Likopenin kanser hücrelerinde kontrolsüz çalışan büyüme hormonu reseptörlerine bağlanarak, kanser hücresinin normal hücre durumuna geri dönmesini uyarması ve bazı kanserlerde, apoptozis adı verilen programlı hücre ölümünün tetiklenmesinde rol oynadığına dair araştırmalar vardır.
• Rahim, prostat, servikal, mide, meme, akciğer kanserine yönelik koruyucu etki sağladığını gösteren araştırmalar bulunmaktadır.
• Ulusal Kanser Enstitüsünce yürütülen çalışmaya göre her gün 1 porsiyon domates ya da domates ürünleri yemek prostat kanserine sebep olan DNA hasarına karşı koruyucu etki göstermektedir.
• İtalya`da yapılan bir araştırmaya göre yüksek oranda domates tüketilmesi sindirim sistemi kanser olasılığını azaltabilmektedir.
• Likopenin osteoporoz oluşumunu geciktirici etkisi olduğu belirtilmektedir. Likopen kalsiyum ve D vitaminiyle oluşan kemik güçlenmesini daha çok artırmakta, kemik yıkımını yavaşlatıp geciktirmektedir.
• Likopenin meme kanseri olasılığını azaltıcı özelliğe sahip olduğu belirtiliyor. Meme dokusundaki likopen artışının meme kanserine yönelik ciddi bir koruma sağlayabileceği yapılan araştırma tespitleridir. Yağ açısından zengin bütün dokular gibi meme dokusu da likopenin yoğun depolandığı bölgelerdendir. Yine likopenin rahim ağzı ve rahim kanserine yönelik de koruma sağlayabileceği ifade ediliyor.
• Haftada beş porsiyon domates veya domates ürünü yenilmesi prostat kanseri olasılığını önemli ölçüde düşürmektedir.
• ABD Wayne State Üniversitesi Karmanos Kanser Merkezi bilimadamlarından Prof. Ömer Küçük, prostat kanseri olan 15 hastaya 3 hafta boyunca, günde 30 miligram likopen vermiş ve süre sonunda hastaların tümörlerinde küçülme ve PSA düzeyinde azalma olduğu tespit edilmiştir. Araştırmalar olumlu sonuçlanırsa sebze ve meyvelerdeki kimyasalların tablet şeklinde kullanılabileceğini belirten Prof. Dr. Küçük, günde 5 mg likopen alımının kansere karşı koruma sağlayacağını ancak bu miktarı alabilmek için günde 1 kilo domatesin tüketilmesi gerektiğini belirtmiştir.
• Likopen yağlı cilt dokusunda birikebilen güçlü bir antioksidandır. Likopenin cilt dokusundaki yoğunluğu fazlalaştıkça güneş ışıklarının sebep olabileceği serbest radikal bazlı hasarlar ve cilt yaşlanması da azalmaktadır.
• Tip 2 diyabet hastalarında domates suyunun kullanılmasıyla plazma likopen seviyesinde gözlenen belirgin artışa bağlı olarak kötü huylu kolesterolün oksitlenerek damarlar için zararlı ürünlere dönüşümü belirgin bir biçimde azaltılabildiği görülmüştür.
• Domates ve domates ürünlerindeki likopen kan basıncını düşürücü etkiye sahiptir.
• İtalya’da yapılan bir araştırmaya göre günde bir bardak domates suyu, inflamasyonun en önemli markerlarından olan TNF alfa’nın bir ayda %35 oranında azalmasını sağlamıştır.
• Yapılan bir araştırma likopenin kadınlarda şiddetli karın ağrısının nedenlerinden endometriyozisin tedavisinde kullanılabileceğini ortaya koymuştur. Amerikadaki Wayne Eyalet Üniversitesinden araştırmacılar likopenin endometriyoziste görülebilen normal dışı doku yapışmasına neden olan proteinleri engelleyebildiğini belirlediler.
• Likopen, hücreleri serbest radikal hasarından korumasının yanında, hücreler arasındaki bağları kuvvetlendirmekte ve hücre metabolizmasını geliştirmektedir.
• Bazı göz hastalıklarının meydana gelişinde oksidatif hasarın etkili olması, bu rahatsızlıkların önlenmesi ve tedavisinde likopenin yararlı olabileceğini düşündürtmektedir. Yapılan bir araştırmada şeker hastası farelerde likopenin katarakt gelişmesini engellemede olumlu etkiye sahip olduğu görülmüştür.
• Daha çok likopen almak için ketçap, domates suyu, domates sosu, ve diğer domates ürünleri kullanılabilir. Domatesin dışında domates salçası, ketçap, domates sosu, domates püresi gibi domates ürünlerinde de likopen yüksek miktarda yeralır.
• Likopenin sıcaklığa dayanıklı olup olmadığına yönelik yapılan araştırmalara göre likopenin kimyevî yapısı sıcaklıkta bozulmamaktadır.
• Uzmanlara göre domates piştikçe likopen artmakta ve zeytinyağı ile beraber yendiği takdirde vücut tarafından daha kolay özümsenmekte.
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanım halinde yasal haklar talep edilecektir : http://www.beslenmedestegi.com/dogal-urun/likopen-nedir#ixzz1cLjeBuEx
EPA, daha çok yetişkinlerde kardiyovasküler sorunların önlenmesinde; DHA ise görme fonksiyonlarında, büyüme ve beyin gelişiminde etkili olmaktadır.
Omega 3 Faydaları
•Omega 3 sağlıklı nöral yolları oluşturmak için temel teşkil eder.•Depresyonun engellenmesi ve depresyon tedavisinde işleve sahiptir. Depresyonda olan kişilerde omega 3 ün düşük olduğu gözlenlenmiştir. Yetersiz Omega 3 alımının depresyon, ankisiyete ve psikolojik proplemlere neden olur.
• Beynin yaklaşık %60′ı yağdan oluşur. Bu yağların yüzde 20-30′unu ise DHA oluşturur. DHA, hücre zarının oluşumundan ve fonksiyonlarından sorumludur. Sadece beynin gelişim döneminde değil, tüm hayat boyunca nöronlar arasındaki bağlantıların devamlılığında etkilidir.
• Yetişkin bir insanın beyinde 20 gr DHA olması gerekir. DHA seviyesinin düşük olması seratonin düzeyinin de azalmasına yol açarak depresyona neden olur. Vücudun kalp ve hücre yapısını koruyan ve hormon benzeri bir madde olan prostoglandinlerin üretimi için EPA’ya ihtiyaç vardır.
•Amerika’da yapılan bir çalışmada intihar eğilimi ve ağır depresyonu olan kişilerden bir bölümüne omega 3, diğer gruba ise plasebo verilmiştir. Ancak omega 3 verilen hastalarda oldukça belirgin bir iyileşme görülünce diğer grubun da bundan faydalanması için araştırma sona ermeden durdurulmuştur.
• Son çalışmalar, Omega 3′ün BDNF denilen ve beyinde salgılanmasıyla antidepresan etki gösteren maddenin etkinliğini artırdığını göstermiştir.
• Bazı ön çalışmalar Omega3′ün şizofreni, disleksi, otizm, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu gibi birçok hastalıkta yararlı olabileceğini gösteriyor.
• Imperial College London’dan nöropsikiyatrist Basanti Puri’nin yayımladığı bir çalışmada, şizofreni ve Huntington hastalığı teşhisi konulan kişilere EPA ya da plasebo tedavisi uygulamasından önce ve sonra MRI taramaları yapılmış ve 6 ay sonra plasebo grubundakilerin beyin dokusu kaybı belirginleşirken, EPA verilen kişilerde ise gri ve beyaz madde oranında büyük bir artış olduğu saptanmıştır. Çalışmanın sonunda beynin bu yağ asitlerini kullanarak, kütlesini artırdığı değerlendirmesi yapılmıştır.
• Bir araştırmada halisünasyon gören şizofreni hastalarına altı ay boyunca günlük doz olarak 2 gr EPA verilmiş ve belirtilerde %85 düzeyinde azalma olduğu tespit edilmiştir.
• Kromozomların ucunda bulunan yapılar olan telomerler, kromozomların kendini eşlemesinde ve dengesinde görev alırlar. Telomerler ne kadar çabuk kısalırsa ölüm riski de o denli artmaktadır. Journal of American Medical Association’da yayınlanan 6 yıllık bir araştırma sonucuna göre, telomer kısalması kandaki omega–3 yağ asidi miktarıyla ters orantılıdır.
•Omega-3 kullanımı büyüme devresindeki çocuklarda öğrenme yeteneğini artırır.
•Kalp damar sorunları için koruyucudur. Kanı inceltici ve kan basıncını düşürücü etkisi vardır.
•Bir çalışmada cevizdeki omega 3 ile somon balığındaki omega-3′ün serum lipit değerleri üzerindeki etkileri karşılaştırılmıştır. Araştırma sonunda cevizin toplam kolesterolü ve kötü kolesterolü düşürmede, balığın ise iyi kolesterolü yükseltip trigliseritleri düşürmede etkili olduğu gözlemlenmiştir.
•Avrupa ülkelerinde trigliseridi düşürmek için kullanılan ilaçların yerine kapsül biçimindeki omega-3 için lisans alınmıştır. Amerikan Kalp Birliği, balık yağlarında yer alan EPA ve DHA’nın; kalp ritmi bozukluğunu düzenlediğini, ani kalp krizi riskini azalttığını, plazma trigliserid seviyesini düşürdüğünü ve günde 850 miligram ile 2.9 gram arasında balık yağı tüketiminin kalp rahatsızlıklarına karşı önemli etkiler sağladığını açıklamıştır.
•Bebeklerin ve çocukların gelişimi için önemlidir. Bebeklerin merkezi sinir sistemini ve bedensel gelişimi için önem taşır.
•Gebelerin ve emziren kadınların bebeklerinin beyin gelişimlerini artırmakları için omega 3 tüketmeleri önerilmektedir.
•Hiperaktif çocukların dikkat eksikliğinden doğan öğrenme sorunlarının giderilmesinde etkinliği vardır. Araştırmalar kanlarında Omega-3 yağ asitleri düşük olan çocukların davranış, öğrenim ve sağlık sorunları olduğunu göstermektedir. Önceden davranış bozukluğu sorunu olan 6 ila 12 yaş arasındaki çocuklar üzerinde yapılan incelemelerde, Omega-3 yağ asidi düzeyi düşük olan 53 çocuğun yaklaşık % 40′ında hiperaktif düzensizliğe bağlı dikkat eksikliğinin olduğu saptanmıştır.
• Avustralya’da yapılan bir araştırmaya göre Omega-3, astım sorunlarıyla karşılaşma riski olan çocuklar için yararlı olmaktadır. Doğumundan itibaren doktor kontrolünde verilen ve ileriki yıllarda astım riski bulunan 600 çocuk üzerinde yapılan araştırmaya göre Omega yağ asitleri astım riskini %50-60 arasında düşürmektedir.
• Harvard Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, omega-3 yaşa bağlı makula dejenerasyonu hastalığına yakalanma riskini %42 azaltmaktadır.
• Journal of the American Medical Association dergisinde yayımlanan araştırmaya göre omega-3 yağ asitleri gençlerde, insülin üreten pankreas hücrelerinin tahribine neden olan tip 1 diyabet riskini azaltmaktadır. Araştırmada 1770 tip 1 diyabet hastası çocuk 6 yıldan fazla bir süre izlenmiştir. Bu süre içinde çocukların insülin üreten pankreas hücrelerinin gelişimi, 1 yaşından itibaren verilen omega-3 tüketimiyle bağlantılı olarak gözlemlenmiş ve süre sonunda, düzenli olarak omega-3 tüketiminin genetik eğilimi bulunan çocuklarda, tip 1 diyabetin gelişme riskini %55 oranında azalttığı görülmüştür.
•Yapılan birçok çalışmada omega3 ‘ün prostat, meme, pankreas ve kalınbağırsak kanserlerinin gelişme olasılığını azalttığı ve kanser hücrelerini öldürdüğü tespit edilmiştir.
• Amerika’daki Fred Hutchinson Kanser Araştırma Merkezince yapılan araştırmaya göre, omega-3 meme kanserine yakalanma riskini %32 oranında azaltmaktadır.
• Romatoid artrit ve benzeri iltihaplı romatizma hastalıklarında tedaviye omega 3 eklenmesi, ağrılı atakların sayısını ve şiddetini azaltmaya yardımcı olur. Araştırmalar, omega-3′ün eklemlerindeki ağrı, şişlik ve yorgunluğu önemli ölçüde azalttığını göstermektedir. EPA ve DHA vücudda inflamasyon azaltıcı etkilere sahip olan prostaglandin denilen bileşiklere ayrılarak artirit kaynaklı ağrıların hafiflemesine yardımcı olurlar.
• Bilim adamları yenilen besinlerde omega-3 oranı azaldığı zaman, beynin bu eksikliği omega-6 ile kapattığını düşünüyorlar. Omega-6 zarların fiziksel özelliklerini değiştiren bir yağdır. Omega-6’lar, karbon zincirinde omega-3’lere göre daha az sayıda çift-bağ içerir. Nöron zarı yüksek oranda omega-6 içerdiği zaman, reseptörler kolayca şekil değiştiremezler ve sinyallere daha az tepki verirler.
Omega 3 Ne Kadar Alınmalı? Günlük omega 3 kullanımı için tavsiye edilen miktar 1-3 gramdır.
Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi omega-3 yağ asitlerinin kapsül biçimindeki güvenli dozunun 3 grama kadar olduğunu belirtmiştir.
Avrupa Gıda Güvenliği Bilirkişiler Kurulu’nun (EFSA) DHA/EPA ürünleriyle ilgili kullanım önerileri;
Erişkinlerde kan trigliserit değerlerini düzenleyici etkisi için günde 2 gram DHA, göz sağlığının korunmasına yardımcı olunması için günde 250 miligram DHA, kalp işlevlerini destekleyici etki içinse günde 250 miligram EPA/DHA karışımı.
Uyarı! Kan sulandırıcı ilaç alanlar doktora danışmadan kullanmamalıdır. Herhangi bir ameliyat söz konusu ise bu tür ürünlerin kullanımına 2 hafta önceden son verilmiş olmalıdır.
Omega 3 Besinler
• Vücudumuz 0mega 3′ü üretemediği için dışardan besinler yoluyla alınması lazımdır.• Soğuk sularda yaşayan yağlı balıklar ve keten tohumu, ceviz, semizotu omega 3 bulunan yiyecekler arasındadır.
• Somon, uskumru, ringa, sardalye, alabalık ve taze ton balığı omega 3 açısından zengin balıklar arasındadır.
• Civa, kurşun ve diğer ağır metaller ile kirletilmemiş balıktan elde edilen farmasötik kalitede EPA ve DHA karışımı omega 3 kapsülleri kullanılmalıdır.
• Balık ne kadar büyük ve uzun ömürlüyse o kadar cıva içerme olasılığı artar. Köpek balığı ve kılıç balığı buna örnek olarak gösterilebilir.
• Keten tohumu ise öğütüldükten sonra 24 saat içerisinde yenmesi gerekir.
• Omega-3 yağ asitlerinin hepsi aynı derecede yararlı değildir. EPA ve DHA adıyla bilinen uzun zincirli yağ asitlerinin tümü balık yağlarında yer alır. Bazı margarinlerin içerisinde omega-3 olduğu yazsa da uzun zincirli yağ asitleri içermedikleri için aynı faydayı göstermezler.
HS – Omega 3 Index Testi – Vücudumda Ne Kadar Omega 3 Var?
• HS-Omega 3 indeks testi ile vücutta gerekli oranda Omega 3 olup olmadığının anlaşılabilir. Bu test kırmızı kan hücreleri zarındaki Omega 3 yağ asitlerinin oranını tespit ediyor. Normal değer 8 – 11 arasındadır.• Test sonunda değer az çıkmışsa bunun yüksek ani kardiyak ölüm riskini işaret ettiği belirtiliyor. Değer normal aralıkta çıkmışsa kalp krizinden ani ölüm riskinin büyük oranda azalacağı ifade ediliyor. Normal aralıktan yüksek çıkmışsa bu da kanama riskini göstermektedir.
• Eğer omega 3 seviyesi düşük çıkmışsa yaklaşık 4 ay boyunca omega 3 içeren balıkların tüketilmesi veya omega 3 takviyelerinin alımından sonra yapılacak yeni testle vücutta istenilen oranda omega 3ün oluşup oluşmadığı ya da kullanılan ürünlerin işe yarayıp yaramadığının kontrol edilebileceği belirtiliyor.
• Yeni geliştirilen bir test olan HS – Omega – 3 Index Avrupa ve Amerika’da ruhsatlanmış tek testtir. Maliyeti ise yaklaşık 300 dolar.
• Test için olumlu konuşan doktorlar olmakla birlikte testin herhangi bir faydasının olmayacağını söyleyenler de bulunuyor.
Omega 3 Zararları
Eğer dikkat etmezseniz, omega3 balık yağları size yarardan çok zarar getirebilir. Bu yüzden zararlı kimyasallar olmadan, tükettiğiniz balık yağından tümüyle yararlanmak için saflaştırılmış ürünleri kullanmalısınız.“Kullandığım omega3 balık yağı kapsülünün uygun olduğunu nasıl anlayacağım?”
Bu soruya verilebilecek en iyi yanıt almak istediğiniz ürünün Analiz Sertifikasını kontrol etmenizdir. İtibarlı satıcılar memnuniyetle size belgelerini sunacaklardır.
Orijinallik Sertifikasında (CoA) iki önemli bilgiye ulaşırsınız. İlki, ürünün gerçekten söylediği içeriklere sahip olup olmadığıdır. Omega3, EPA ve DHA miktarları içerikte yazıldığı miktarlarda olmalıdır. İkincisi ise, içeriğindeki cıva ve diğer minerallerin miktarlarının insan tüketimi için güvenli olup olmadığıdır.
Moleküler Damıtım Nedir?
Moleküler damıtım vakumlama sistemiyle yapılan saflaştırma metodudur. Aslında vitaminleri saflaştırmakta uygulanan standart bir endüstriyel yöntemdir. İçerikteki metalleri, PCBleri ve diğer zararlı toksinleri etkili olarak ayıran, insan kullanımına uygun hale getiren tek yoldur.Bu yöntem oldukça pahalı bir saflaştırma yöntemidir. Gerekli ekipman ve koşullar pahalı ve zordur. Tüm balık yağı takviyesi üreticilerinin moleküler damıtım yoluyla üretim yapmaları mümkün değildir.
Gerçekte, bu üreticiler sadece basit bir filtreleme sistemiyle üretim yaparlar. Bu hafif filtrelemeden sonra, balık yağı kapsüle edilir ve şişelenir. Basit bir filtreleme yöntemi açıkçası toksinlerin tümünü atmada başarılı değildir. Umarız bu üreticilerin kaynakları fazla kirletici atığa maruz kalmamıştır. Ama biz sadece umabiliriz. Esas soru: Sağlığınızı bu ucuz balık yağı kapsülleriyle tehlikeye atıp atmayacağınızdır.
Kaliteli balık yağları endüstriyel standart belgeleri taşıyan ürünlerdir. Saf ve güvenlidirler. Buna rağmen balık yağlarıyla ilgili resmi bir belge de yoktur. USP balık yağları için belli bir standart belirlememiştir. Bunun yerine IFOS ve CRN gibi özel ticari standartlar mevcuttur. Balık yağı üreticileri kendi saflık derecelerini tayin eden genellikle bağımsız standartlar ve sertifikalara sahiptir. Bu yüzden ürünü seçerken, standartlarının ne denli yüksek olduğuna bakın ve karşılaştırın.
Aldığım balık yağının, üreticisinin söylediği standartlara sahip olduğuna nasıl emin olabilirim?
Balık yağını almadan önce analiz sertifikasına göz atmalısınız. Tanınmış balık yağı üreticileri sertifikalarını sunmaya hazırdır. Bu konu oldukça önemlidir. Sertifikanın içeriğinde kalitesi ve saflığı ile ilgili bilgi olmalıdır. İçerdiği yağ asidi oranı, varolan başka bileşiklerin adları ve miktarları ve aynı zamanda, içerdiği ağır metallere ait bilgiler de olmalıdır. Kendi güvenliğiniz için içeriğindeki ağır metallerin insan kullanımına uygun olup olmadığını bilmelisiniz.
Enterik Kaplı Balık Yağı mı Seçmeliyim?
Bir çok üreticinin ifadesinin tersine, böyle bir gereklilik yoktur. Enterik kaplı ürünlerin daha yararlı olduğuna dair bir kanıt ya da uzun dönem güvenliliği ispatlayan bir çalışma mevcut değildir. Bazı firmalar, yalnızca ürünün eskiliğini gizlemek adına kullanabilirler. Daha tanınmış balık yağı ürünlerinde ise su bazlı kaplamalar kullanılmaktadır, pahalıdır ama % 100 güvenlidir.
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanım halinde yasal haklar talep edilecektir : http://www.beslenmedestegi.com/dogal-urun/omega-3-faydalari#ixzz1cLkVDmcH
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder